Uff bu sütler çok leziz, ağzımın etrafında kalanlara yazık olacak..
Güzellik saatimi babişkomsuz düşünemiyorum... Saçlarımın taranmasının ardından maniküre geçeceğiz...

Güzellik saatimi babişkomsuz düşünemiyorum... Saçlarımın taranmasının ardından maniküre geçeceğiz...
Annecik annecik (2. haftayı yaşarken):
Vücudumda adrenalin falan kalmadı, sürekli uyumak istiyorum (her fırsatta da uyuyorum ve sürekli abuk subuk rüyalar görüyorum, yakında rüya ile gerçeği karıştırmaktan korkuyorum).. Anneanne ile geçirilen tüm bir hafta içinin (babişko işe geri dönünce, hafta içi onu süper babalık görevinden azad ettik. Akşamları eve geldikten sonra ve sabahları işe gitmeden önce -biz kızımla ve anneannemizle hep ayaktayız- geçirilen sevgi dolu saatler dışında babişkomuza geceleri uyuma izni verdik) ardından anneanne acemi anneden daha çok yoruldu.. Hem torununa hem de kendi yavrusuna bakmaktan.. Sanırım annelik içgüdüsel bir durum olmaktan çok sonradan öğrenilen bir şey.. Bebeği gık deyince uyanan annelerden değilim, anneannemiz maşallah açıklarımı kapatıyor bu konudaki.. Meleğim ağlamadan, miyavlamaya başladığında uyanıyor, ben emziriyorum (imkanı olsa onu da yapacak), Melek hanım emerken baygın düşmesine rağmen yatağına koyulduğu anda cin gibi olduğu için için bademini yatırdıktan sonra badem içini uyutmaya uğraşıyor... Sanırım gerçekten anne olmak zor zanaat ve bu iş zamandan bağımsız, her an hazır olman gereken bir görev...
Bir kaç gecedir yatmadan, Melek bebeğimizi yıkıyoruz babişkoyla, o da baygın düşüp güzel güzel uyuyor.. 3 saat ardından uyandırma işlemi de tamam gibi sanki (anneanne sağolsun, saat alarmını bile duymuyorum, öyle bir uyku yaniiii bendeki).. Ama memede mışıl mışıl uyuyan bebeğim yatağına koyulunca o kadar çok hareket ediyor ki, kendi kendini uyandırıyor.. Uykuya dalma sorunumuz var yani.. Ona da bir kaç sefer işe yarayan bir yöntem bulduk, kızımı paket yapıyoruz:)) Çocuğum kendini karnımda sanıyor muhtemelen yine ve bir kaç saati böyle geçirebiliyoruz.. Sonrası yine aynı hikaye..
Bir de Melek kızımda kolik sancıları başladı ve gazını çıkartmayı hala öğrenemedik.. Taner dedesinin göbeği bu konuda da yardımcı oluyor bize sağolsun.. Ama yine de önce bayağı bir ağlayıp, annesinin içini eritiyor kızım benim.. Ancak bunu kabullenmek gerekiyormuş (google arama sonuçları ve bebek bakımı kitaplarınının yalancısıyım), bebeği sakinleştiren yöntemi de zamanla bulacakmışız.. Gaz yapan yiyeceklerden (hamilelikten sonra yemekle ilgili kısıtların şekli değişti artık) uzak durulmalıymış, vs, vs....
Ama en güzeli ve komiği Melek bebeğimin emdikten sonra yorgun düşüp memeyi bıraktıktan sonraki halleri.. Kucak kuşu olmasını istemesem de onu bazen tutuyorum kucağımda (hem acaba tekrar alacak mı memeyi diye bekliyorum, hem de uyanmasından korkuyorum yatağına bıraktığımda); yüz ifadelerini izliyorum.. Kaşlarını kaldırıyor, bazen gözlerini açmaya çalışıyor ama öyle ağır ki o göz kapakları, bebek laciverdi gözleri bir taraftan diğer tarafa kayıyor göz kapakları ancak aralanabilirken.. bazen ağızda bir gülümseme refleksi, bazen yuvarlak yapıp diliyle emme hareketleri yapması.. Ve ağırlıktan geriye düşen başı.. Hala bir yerlerini kendime benzetmeye çalıştığım (dudaklarının bana benzediğini iddia ediyorum, sanırım şimdilik payıma bu kadarı düşüyor) kucağımdaki bu insan yavrusunun bana ait olduğunu düşünmek ve buna kendimi inandırmak hala beni şaşkına çeviriyor...
Bebeğimin emerken uyuyakaldıktan sonra memeden çıkıp tekrar arandığı ve dudaklarıyla emme hareketi yaparken yüksek tonda bir öpücük sesi çıkartıp bu sesten irkilmesini yazmadan geçemeyeceğim. Ameliyatlı karın altı bölgemin acımasına rağmen kendimi alamayıp katıla katıla güldüğüm bu anları umuyorum bir ara kayıt altına almayı başarabilirim..:))
Bu akşam babişkomuza kavuşacağız, 2 günlüğüne anneanne görevi devrediyor babişkoya, biz kızımla başrollerde devam ediyoruz kaldığımız yerden.. Vee bugün emzirdikten sonra kızımı büyük yatağına yatırdım geçici olarak, Taner dedesine götürecektim nasılsa uyanır diye, ama uyumaya devam etti ve böylece ilk kez büyük yatağında da yatmış oldu. Şu an itibarıyla da uyanıyor (zamanlama oldukça başarılı, 3 saati tamamladı tontiş kızım:))
Vücudumda adrenalin falan kalmadı, sürekli uyumak istiyorum (her fırsatta da uyuyorum ve sürekli abuk subuk rüyalar görüyorum, yakında rüya ile gerçeği karıştırmaktan korkuyorum).. Anneanne ile geçirilen tüm bir hafta içinin (babişko işe geri dönünce, hafta içi onu süper babalık görevinden azad ettik. Akşamları eve geldikten sonra ve sabahları işe gitmeden önce -biz kızımla ve anneannemizle hep ayaktayız- geçirilen sevgi dolu saatler dışında babişkomuza geceleri uyuma izni verdik) ardından anneanne acemi anneden daha çok yoruldu.. Hem torununa hem de kendi yavrusuna bakmaktan.. Sanırım annelik içgüdüsel bir durum olmaktan çok sonradan öğrenilen bir şey.. Bebeği gık deyince uyanan annelerden değilim, anneannemiz maşallah açıklarımı kapatıyor bu konudaki.. Meleğim ağlamadan, miyavlamaya başladığında uyanıyor, ben emziriyorum (imkanı olsa onu da yapacak), Melek hanım emerken baygın düşmesine rağmen yatağına koyulduğu anda cin gibi olduğu için için bademini yatırdıktan sonra badem içini uyutmaya uğraşıyor... Sanırım gerçekten anne olmak zor zanaat ve bu iş zamandan bağımsız, her an hazır olman gereken bir görev...
Bir kaç gecedir yatmadan, Melek bebeğimizi yıkıyoruz babişkoyla, o da baygın düşüp güzel güzel uyuyor.. 3 saat ardından uyandırma işlemi de tamam gibi sanki (anneanne sağolsun, saat alarmını bile duymuyorum, öyle bir uyku yaniiii bendeki).. Ama memede mışıl mışıl uyuyan bebeğim yatağına koyulunca o kadar çok hareket ediyor ki, kendi kendini uyandırıyor.. Uykuya dalma sorunumuz var yani.. Ona da bir kaç sefer işe yarayan bir yöntem bulduk, kızımı paket yapıyoruz:)) Çocuğum kendini karnımda sanıyor muhtemelen yine ve bir kaç saati böyle geçirebiliyoruz.. Sonrası yine aynı hikaye..
Bir de Melek kızımda kolik sancıları başladı ve gazını çıkartmayı hala öğrenemedik.. Taner dedesinin göbeği bu konuda da yardımcı oluyor bize sağolsun.. Ama yine de önce bayağı bir ağlayıp, annesinin içini eritiyor kızım benim.. Ancak bunu kabullenmek gerekiyormuş (google arama sonuçları ve bebek bakımı kitaplarınının yalancısıyım), bebeği sakinleştiren yöntemi de zamanla bulacakmışız.. Gaz yapan yiyeceklerden (hamilelikten sonra yemekle ilgili kısıtların şekli değişti artık) uzak durulmalıymış, vs, vs....
Ama en güzeli ve komiği Melek bebeğimin emdikten sonra yorgun düşüp memeyi bıraktıktan sonraki halleri.. Kucak kuşu olmasını istemesem de onu bazen tutuyorum kucağımda (hem acaba tekrar alacak mı memeyi diye bekliyorum, hem de uyanmasından korkuyorum yatağına bıraktığımda); yüz ifadelerini izliyorum.. Kaşlarını kaldırıyor, bazen gözlerini açmaya çalışıyor ama öyle ağır ki o göz kapakları, bebek laciverdi gözleri bir taraftan diğer tarafa kayıyor göz kapakları ancak aralanabilirken.. bazen ağızda bir gülümseme refleksi, bazen yuvarlak yapıp diliyle emme hareketleri yapması.. Ve ağırlıktan geriye düşen başı.. Hala bir yerlerini kendime benzetmeye çalıştığım (dudaklarının bana benzediğini iddia ediyorum, sanırım şimdilik payıma bu kadarı düşüyor) kucağımdaki bu insan yavrusunun bana ait olduğunu düşünmek ve buna kendimi inandırmak hala beni şaşkına çeviriyor...
Bebeğimin emerken uyuyakaldıktan sonra memeden çıkıp tekrar arandığı ve dudaklarıyla emme hareketi yaparken yüksek tonda bir öpücük sesi çıkartıp bu sesten irkilmesini yazmadan geçemeyeceğim. Ameliyatlı karın altı bölgemin acımasına rağmen kendimi alamayıp katıla katıla güldüğüm bu anları umuyorum bir ara kayıt altına almayı başarabilirim..:))
Bu akşam babişkomuza kavuşacağız, 2 günlüğüne anneanne görevi devrediyor babişkoya, biz kızımla başrollerde devam ediyoruz kaldığımız yerden.. Vee bugün emzirdikten sonra kızımı büyük yatağına yatırdım geçici olarak, Taner dedesine götürecektim nasılsa uyanır diye, ama uyumaya devam etti ve böylece ilk kez büyük yatağında da yatmış oldu. Şu an itibarıyla da uyanıyor (zamanlama oldukça başarılı, 3 saati tamamladı tontiş kızım:))
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder